Friday, August 31, 2012

"Kaderinizi değiştirebilseydiniz, kaderinizi değiştirmek ister miydiniz..?"

Wednesday, August 29, 2012

Meltem Cumbul evlenmiş.
Yeni bir boyuta mı geçmiş;
mühimin mühimi;
cesaret timsali bir adım mı atmış..
Akşamları cam önünde kocasını mı bekleyip duracakmış..
Çocukları olsun diye son yumurtalarını ziyan etmemek adına gebe mi kalacakmış..
Off..
Bir yüzük takıp herkeslere gösterince çok mu avam kalmış..
O Meltem Cumbul değil, bir sıradan kadın..
Yaptığı şeyde bir olağanüstülük hiç yok..
Erkete ye yatıp boşanacağı günü sayacağınıza;
dönüp kendi (u)mutsuz hayatlarınıza bakınız..
Vereceğim tek dipnot; kendi yatak odanız...
!

Tuesday, August 28, 2012

Gece bazen oldukça gevezedir..
Bazen de susar işte böyle..
Ne uyku uğrar yanına, ne eskilerden bir anı..
Bomboşlukta gece, durdurur zamanı,
durdurur düşüncende evhamı, sitemi, kurmacayı..

Saturday, August 25, 2012

'Egoma ters düşüyorsun...' diye bir şarkı var... Çimenlere yüzükoyun uzanıp ellerimizi çenemize dayamışken biz denizden esen rüzgarı düşünüyorduk.. Bahtımıza bu çıktı... :))

Thursday, August 23, 2012

"Kimseyi yargılama, yargılamak seni, kendi gerçeğine mahkum eder.
Anlamaya çalış, anlamaya çalışmak seni başkalarının dünyasına konuk eder.."

Ahmet Ümit..
"Yalan söylemeyeceksin, çalmayacaksın, vicdanını temiz tutacaksın, insanlara yardım edeceksin." derlermiş; Kenter'lerin ailesi'nde.. Baba müslüman, anne hıristiyan.. Müşfik gitti; Yıldız anlatıyor.. Baba büyükelçi, anne İngiliz.. 6 kardeş...
'vicdanını temiz tutma' öğüdü...
Ne çok şey anlatıyor Sn. Kenter...
Bir tek buna çalışsa insan;
derdi, tasası kalmayacak..

Wednesday, August 22, 2012

Çemberi daraltıyorlar..
1,5 yaşında, 3 yaşında, 11 yaşında sivilleri öldürüp,
bayramı kan'la yıkıyorlar..
İnsanlıkları nerede, nasıl oldu da bu kadar körleşti vicdanları..
Suriye'de 80 küsur kişi daha ölüp giderken,
ülkemde her geçen gün sayıları değişse de terör kurbanları çoğalıyor..
Annesiz babasız evlatsız insanların sayısı artıyor..
Cenazelerde bayraklara sarılı tabutlar,
içleri kanatıyor...

Sen...
Günahsız masum bir bebekken, ne oldu da bir katile,
bir teröriste, acımasız kör bir caniye dönüştün..
Hepimizin vicdanları, huzurları, gelecek kaygıları yerle bir olurken;
bu işlerin müsebbipleri avuçlarını ovuşturuyor..
Mutlu oluyor bir bebeği öldürebildiği için..
Bir anneyi evlatsız bırakabildiği için..
Bunu da "özgürleşmek" adına yapıyor..
Tanrı'nın terazisi tartsa sizi..
Hakkınızca gereken cezayı bu dünyada verse..
Bir insanın, bir milletin canına kastetmenin ederini,
buradayken yaşasanız da..
İçlerimiz soğumaz..
Size öfkemiz bin yıllık..
Siz her kötülük yaptıgınızda;
her cana kıydıgınızda;
binlerce yıldır kan döken tüm soydaşlarınız,
fikirdaşlarınız; kandaşlarınız için duyduğumuz tüm öfke
sizde vücut buluyor..
Allah sizi..
Sizin layığınızla sınasın..
Beterin beteri olun..
Günahlarınızla boğulun...

Monday, August 13, 2012

Bu tarihsel yolculukta ne kadar da ağır ilerliyor insanlık..
Maddeye hükmetmeyi başardı ama insana, kendi cinsine saygı duymuyor..
Olimpiyatlarda bilmem kaç milisaniyelik farklarla rekorlar hala egale ediliyor ama
birileri eline silahı alıp sinemada tanımadığı onlarca insanı yokedebiliyor..
Üstelik bir değil, on değil, yüzlerce kez...
Budistler yabancıları sevmeyiz, diyerek müslümanlara dile varmaz işkenceleri nasıl da reva görüyor; can alıyor; sürü sürü...
Hep kötülüğü görmek istemezdim sevgili sen;
ama görmüyor gb yapmak olmaz, sevgiden-saygıdan-merhametten eksik ruhları..
Bir yığın halinde çoğalıyoruz..
Sanki bu değerler hep vardı ve kilosu gramı belliydi..
Biz arttıkça yetmez oldu sevgi-saygı..
PKK diye kendini bilmez insan müsveddeleri..
Burada kan akıtır, adam kaçırır..
Başka yerde başka isimlerde başka başka insanlık dışı fotoğraflar..
Midemin bulantısı geçtiğinde;
inan sevindim o bebeğin kalbinin durmasına..
Yoruldu belki, daha dünyaya düşmeden;
duruverdi minicik kalbi..
4.4 mm bedenini aldılar, bir vakumla poşete doldurdular..
Biliyor musun, sana anlatacağım öykü seni ilgilendirmiyor..
Hayatında zerre kadar fark yaratmayacak..
Ben anlatacağım; rahatlayacak ve anlam bulacağım..
Senin işin sade sabır; sade bağlılık, sade merak işi..
Bilmek ve rahatlamak..
Bazen sade bunu isteriz..
Merak zaafımızdan beslenir tüm yazanlar; çizenler; çevirenler..
Zamanı şimdi değil; ama yakın...
Bazen acın orada durur ve sen onu yaşamak istemezsin..
Koltuğun altına bakar, gazetenin ilanlarını okur;
görmezden gelirsin..
Kalkıp bir bardak su içer, tv.da manasızca kanal değiştirirsin..
Perdeyi aralayıp camdan dışarı bakar ve tekrar o koltuğa dönersin..
Oysa sesine, bakışına siner çektiğin acı..
Görmezden gelmenin her bir zerresi beden dilinde hayat bulur...
Ve sen sessizce sönmesini beklersin..
Seni yutmasından korkacağın kadar büyük acılarda;
değişmez yazgı budur..
Kim demişti, küçük acıların konuşkan; büyük acıların dilsiz olduğunu..
Tam isabet etmiş, derim; bunu her yaşadığımda..

Saturday, August 11, 2012

Bayrağımız dalgalandı 2012 Londra Olimpiyatları'nda.
İki deli kız; Aslı ve Gamze..
1.500 metre koştular, koştular..
Ve coşkuyla tanıştırdılar bizi..
Umutla, cesaretle, vatan sevgisiyle..
"Hayattan zevk alıyor musun.." diye sordu Meg Ryan..
Havada asılı kalan bu soru tüm ömrümüzce peşimizi bırakmayan gerçeğin aynası..
Hayattan zevk alıyor muyuz?
Zevk alacağımız onaylanmış şeyleri denemekten yorgun düşüp o kurs senin bu mekan benim çarpa çarpa sersemleşiyor muyuz?
Biz gerçekte ne istiyoruz?
Kafamızdaki baskıları susturup sadece kendimizi duyacak ışık var mı, cesaret nerede?
Tembel zihinlere birkaç beden büyük gelir hakikat..
Hazırı ve paketlenmişini alıp açmak en kolayı..
Yeniden yorumlamak, yenisini tanımlamak; uzun iş..
Püf...
Esaretin böylesi; hiç aklımıza gelmezdi..

Friday, August 10, 2012

Usain Bolt...
Hani üstüste rekorlar kırıyorsun;
hani pek de eminsin diğerlerini hiçe sayıp galip geleceğinden..
Seni üzmek istemem ama bir an gelecek ve öyle olamayacağını göreceksin..
Sen de yenileceksin ve bu çok canını acıtacak..
Bunu sana söyleyen ben olmak istemezdim ama..
Bilmen gerekiyordu..

Yaz, diyor Yeşim, çok uzaklardan...
Hem geçmişimde bir nokta, uzakta..
Hem yeryüzünde bir noktada yine uzakta..
Öyle sıcak, öyle iyi yürekli, öyle ilgili ki..
Geçen yıllar mı değiştirdi, ben mi tanıyamadım eskide..
Bunun önemi yok..
Geçmişi geçmişte bırakmayı bi öğrensek..
Dün bile ben değildim, bugün, bu an en kıymetli..
5 dk önceki ben, daha az şey biliyordum O'nun hakkında..
Hayat hakkında..
Kendimi geçmişle zincirlemeye niyetim yok.
Ama düşünceler, ama zihin..
Kendi kendine ürettiği her negatiflikte,
kendimiz kendimize düşman..
Yapma(yın) bunu..
"Herşey geride bırakılabilir." dedi Özgür kız..
Bir yarım saat kadar önce..
Ve sen de yaşadın ve bıraktın, bırakamayacağım sandıklarını..
O zmn..
Hadi gel yanıma..
Uzan dizlerime..
Sana anlatacağım masalda bir ömür mutlu ol..
Bir ömür benle ol..
Püffff....................
Kayba alıştırınca insan kendini, o kadar da acımıyor canı...
Ve bir kere daha şaşırmamayı, acımamayı öğreniyorsun..
Yaşlanıyorsun..
Hayat yaşatarak yaşlandırıyor, olgunlaştırıyor, öğretiyor..

Wednesday, August 08, 2012

Bardağın yarısı boş değil ki hava ile dolu, dedi adam..
Sezgilerini düşün, dedi kadın..
Niyet ne'yse sonuç odur; niyetlerine dikkat et diye de ekleyip dağıldılar..
Ben de nöronlarımı düşünüyorum şu an..
Hani daha biz bir hiçken oluşan ve en yaşlı yapıtaşlarımız olan....
Umurum şuralarda bir yerlerde olacaktı..
İçinde olmaması gerekenleri bi tamamen çıkarıp rahatlasam..
Hani şimdiki gb gamsız olsam, bu hâlde stabil kalsam..
Pek iyi olurdu..
Tugba...
Sen gece rüyanda beni mi gördün..
Süleymaniye'nin 3 kapısından mı geçmişim..
17 ay sonra bebek mi olacakmış..
Tugba..
Sen ne iyi kızsın biliyor musun..
Kalbin de ne kadar temiz..
Elimde büyüdün sen çocuk,
ne çabuk 20 oldun..
Ne zaman asker oldun..
Çanakkale bitti.. Söğüt'ten geçtin..
Şimdi Şırnak İlçe Jandarma Komutanlığı'na yola çıkacaksın bugün..
Allah'a emanet desem, başka birşey dememe gerek kalır mı ki?

Thursday, August 02, 2012

Ölüler nerede nasıl bekler; bizleri görür mü; görüp de halimize üzülür mü?
Bilinmez..
Ama her yaşayanın dizlerine uzanıp başını okşatacağı bir ölüsü vardır muhakkak..
Doyamadığı, özlediği, derinden hasret çektiği..
Belki birden de fazladır...
Verilecek iyi haberlerimiz vardır onlara;
neler olmuştur o yokken bi bilse..
Biz durdu sanırız ama zaman orda devam eder..
Ve o da anlatacak şeyler biriktirmiştir; karşılaşsak; halleşsek, hasretleri gidersek..
Ne olur ne olmaz..
'O' bilir..