Friday, June 26, 2009


Benim süper kahramanım..
Kim ne derse desin..
Sen nasıl oldu da öldün, bi başına, yalnız, belki mutsuz..
Seni odamın duvarlarında saklıyorum..
Sana baktıkça umut doluyorum, derken..
Gittin..
..

Elbette ki ölüm sana da bana da herkese de; ama neden hep tüm ölümler çok erken.. :(
Şimdi oturup buz gb kalmış odanı düşün, ne kadar yalnız kaldı, sen gidince, keşke gitmeseydin..

Belki orada gerçekten o küçük zenci çocuk kadar içten olabilirsin, artık; belki de bu kadar üzülmemeliyim senin için..
Cnm süper kahramanım..
Sen sakın korkma olur mu..
Artık hiç canın acımayacak..
:(

Thursday, June 25, 2009

"Hickimse topraktan su cikarmaya calisip da onca emeginden sonra, topraga "al toprak bu da senin" hakkin demez, butun suyu kullanir ."
da mı dedin..
Hmm...
Uzun uzun düşünsem mi acaba..
Açılan kanallar sularla dolsa mı zihnimde..
Şimdi evirip çevirip gövdesi kaba saba ve biçimsiz bu nesneye elbet bir isim bulabiliriz..
Fakat buna hiç istekli değiliz..
Sevgili Tu..
Hmm..
Yahya Kaptan demek..
Bin adet bina ve 17. kat..
Hmm..
Bi de yürüyüş yolu var tabi..
Ah..
Unutuyordum, Sn. Huvaj var bi de..
Neydi..
Mmm...
Maykop, demişti..
Uydurma bir isme benziyor ama değilmiş..
Off tanrımmm....
Kandillerin en güzellerinden birindeyiz, ilklerinden çünkü..
Arınsak bu gece, senin huzurunda...
Şefkatin herşeyden yüce, merhametin herşeyden bol..
Bizi sarıp sarmalasan, kurda kuşa yem etmesen Tanrımm...
Ne güzelliklerin var, hayranlığım dizboyu..
Yeryüzüne inmiş meleklerin var, ete kemiğe bürünen..
Ve içimizde isyanlar çıkaran kötü kalpli bezdiricilerin..
Tanrımm sen uçsuz bucaksız okyanusları ve içinde yaşayan milyonlarca canlıyı milyonlarca yıldır yaşatansın..
Benim içime bi dünya hayatı sığdırıp yarın elimden alacak olansın..
Nicelerinin elinden alınmışken, lafı mı olur..
Ama tanrımm...
Güzelliklerde yansımaların var ve sen çok güzel olmalısın..
Aklımızın almayacağı herşeyi yaratansın ve kimbilir daha neler bekliyor bizi sırlı kapının ardında...
Tanrımm..
Seni sevenlerin ve yaşayanların mutluluğu ne güzel..
Ama ne az tanrım, sendeki merhameti, aklı, mucizeyi yansıtan kulların..
Bizi onlarla tanış etsen, ruhumuza iyilik versen.. Telaşlardan, korkulardan, acılardan.. Arınmaya, dinginliğe, mucizeye.. Yol alabilsek..
Keşke..

Sunday, June 14, 2009



"Gündüzün geçtiğini farketmedin bile,
Anılar sinemasından bir bilet almışsın bu gece
Ömrün küsmek ve pişmanlıkla geçip gidiyor
Bak hala aynı soruyu soruyorsun kendine
Bazen kendi gölgene basar sendelersin ıssız sokaklarda
Bir karayel eser, üşütür, yalnızlığını yüzüne vurur
Çıkar gelir pişmanlıklar, en zayıf anında
Boğazında yıllanır bir düğüm
Umrunda mı zamanın, senin küskünlüğün"

Friday, June 12, 2009


Israr edin, ısrarkeş olun..

mıs-tık-mıs-tık-mıs-tık-mıs-tık-mıs-tık

Anlamlı bir an..

Saygıdeğer Mıstık..
İnan verdiğin ilham çok kısa sürdü ve bu benim suçum değil, ne yazık..
Gizemli bir bileklik, birileri tarafından duyulmalıdır yine de, öyle değil mi..
Kadife kutusundan çıkması ve nazik bir bilekte ışıl ışıl parıldaması için, kredi kartının pos makinasından geçerken çıkardığı belli belirsiz bir ses'ten başka ne gerekir..
Ne gerekir bileklikten yayılan ışığın gözlerdeki yansımasına..
Sulandırılmış romantizm, tok bünyede negatif tesirler yapıyorsa, bunun suçu-günahı-vebali flashback'lerde aranmalıdır.. Bende değil..
Ne denir ki sana..
Peki, süper, aferin mi..
Evet başardın mı..
Ne duymayı istiyorsan, duyurulmuş say..
Ve artık, giz'lerini göz'ler önüne serme..