Saturday, May 22, 2010

"Toprağa düşen bir buğday tanesi yok olmazsa yalnızca bir buğday tanesi olarak kalır ama yok olursa, o zaman bereketli bir ürün doğurur." demiş İncil'de..
Bazen yok oluruz, yeniden doğup derimizi bir tabaka kalınlaştırmak için..
Giyindikçe giyiniriz, kaçtıkça kaçarız; görmezden geldikçe körleşiriz, köreliriz..
Sen bana bir yüzük al hadi..
Parmağıma dolansın bugün..
Sonsuza dek birşeye işaret etsin..
Beni O'na bağlasın..
Nasılsa bu bağı da görmezden gelecek haller içindesin, sn. Mercan..
Tüm yanlış anlamalar peşimden gelsin..
Hepinizi pudrayla gizleyeceğim, kesin yargılar'dan..

Friday, May 21, 2010

Sana akmak istiyorum zaman zaman..
Ama suyumda bulanıklık yok ki cnm...
Ne diye dönüp durup sana sarılayım..
Davut'u ün'ledik..
Çıktı geldi kızıl tontişi'yle..
Nevizade değil, Gloria Jeans'de..
Gördük, konuştuk, barıştık..
Acılarını aldık götürdük..
Üzüldük ama belli etmedik..
Sen al o kızı Davit, tontiş sana iyi gelicek..
Yaralı bakışlarını da çek üstümüzden..
İçinde sevinç pırıltıları, içinde özlem..
Gördüm ama ses etmedim..
Usul usul geçtin yanımdan..
Sen sağa biz sola aktık İstiklal'de(n)..